Dünden Bugüne Öğretmen Yetiştirme

Geleceğimiz, çocuklarımız aileden sonra öğretmenlere emanet edileceği için öğretmen yetiştirme bir ülkenin en önemli konularından biri olmalıdır. Ülkemizde son 150 yıldır öğretmen eğitim sistemlerinin geliştirilmesinde çalışmalar yapılmış ve konuyla ilgili çeşitli sorunlar ortaya çıkmıştır. Bu sorunlar şöyle sıralanabilir:

1. Genellikle niteliğe önem verilmeyen bir eğitim politikası izlenmiştir.

2. Eğitimin doğasına uygun kişilikte ve yapıda öğretmenler yetiştirilememiştir.

3. Milli bilinçten yoksun öğretmenler yetiştirilmiştir.

4. Doğaya ve çevreye karşı duyarsız bir öğretmen kitlesi yetiştirilmiştir,

5. Toplumun büyük çoğunluğu öğretmenin çabasını desteklemeden uzak kalmıştır

6. Bir eğitim sorunu olarak öğretmen yetiştirme bir model, para sorunu değil, ciddi olarak ele alınması gereken Devletin temel sorunu olduğu görüşü benimsenmelidir ( Akyüz, Y.)

Öğretmen yetiştiren kurumların tarihi şöyle sıralanabilir:

1. Öğretmen Okulları ( 1975’ e kadar)

2. Köy Enstitüleri ( 1940 )

3. Altı yıllık İlköğretmen Okulları ( 1953 )

4. İki yıllık Eğitim Enstitüleri ( 1973)

5. Eğitim Yüksek Okulu ( 1982)

6. Eğitim Fakülteleri ( 1989 )

Bu kurumların dışında farklı öğretmen yetiştirme programları da uygulanmıştır. İhtiyacın çok olduğu dönemlerde geçici çözümler bulunmuş. 1974 yılında “Gece Öğretimi” (toplam mezun 15.000) ve “Mektupla Öğretim” (toplam mezun 42.141), 1978 yılında da “Hızlandırılmış Eğitim” (toplam mezun 70.557) yoluyla yeterli eğitim almadan çok sayıda öğretmen yetiştirilmiştir (Toplam 120.000 kişi). Ayrıca günümüzde fen- edebiyat mezunları eğitim bilimleri tezsiz yüksek lisans eğitimi aldıktan sonra branş öğretmeni olarak yetiştirilmektedir.

1994 yılı sonunda başlayan ve 1998 yılında tamamlanan YÖK/Dünya Bankası Hizmet Öncesi Öğretmen Eğitimi Projesi kapsamında geçmiş dönemlerdeki öğretmen yetiştirme programlarındaki eksiklik ve aksaklıklar gerekçesi ile eğitim fakültelerinin yeniden yapılandırılmıştır. Yeniden yapılandırmanın en önemli olumsuz yönü öğretmenlik mesleğinin adeta temel ayaklarından birisini oluşturan eğitim bilimleri bölümlerinin lisans düzeyinde kapatılması ve bunun sonucunda üniversitelerdeki eğitim bilimleri kadrolarındaki öğretim üye ve elemanlarının farklı bölümlerde istihdamlarının sağlanarak yapısal anlamda eğitim bilimleri bölümlerinin büyük oranda boşaltılmış olunmasıdır. 2005–2006 öğretim yılı yüksek öğretim istatistiklerine göre: Eğitim fakültelerinde bir profesöre 408 öğrenci düşüyor. Veteriner fakültelerinde bir profesöre 25 öğrenci düşüyor. Ziraat fakültelerinde de bir profesöre 37 öğrenci düşüyor. Bu tablo insan yetiştirmeye ne kadar önem verdiğimizi gösteriyor.

 

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir