Öğrenimin Kişiselleştirilmesi

           Kişiselleşme her geçen gün biraz daha fazla ön plana çıkıyor. Konutlar, teknolojik araç-gereçler, tekstil malzemeleri vb. kişilerin farklı tercihlerine imkan verecek şekilde üretiliyor. Tüm bu gelişmeler, bireye verilen önemin arttığını, bireyin kişiliğini ortaya koymada özgürleştiğini göstermektedir. Aynı durum bireylerin okul ortamında  öğrenme yolları için de geçerli olmalıdır. Tek tip yapılan öğretim yerine çeşitli öğrenme stillerini kullanmaya ve geliştirmeye fırsat veren öğrenme etkinliklerine yer verilmedir.

yeni-bit-eslem-resmi

            Sanayi toplumlarındaki fabrika benzeri okullarda tek tip birey yetişme modeli artık çok gerilerde kaldı. Özellikle 1980’li yıllardan itibaren Piaget’in, Gagne’nin, Bloom’un, Maslow’un çalışmalarının etkileri görülmeye başlamıştır. Bunlar bilişsel ve hümanistik kuramlardır. Bilişsel süreçlerin yanında kişilerin hangi yollarını kullanarak öğrendikleri de dikkate alınmaya başlamıştır. Kişilerin öğrenme yolları eğitim literatüründe onların öğrenme stili olarak kabul edilir.

        Her bireyin farklı özgeçmişi, güçlü ve zayıf olduğu alanlar, sorumluluk duygusu, motivasyon düzeyi ve farklı çalışma alışkanlıkları vardır. Öğrenme stili kişisel öğrenme yolumuzdur. Öğrenme stili parmak izi kadar kişiye özgüdür aslında. Hatta öğrenme stilleri aynı olan iki kişi bile yoktur. Herkesin öğrenme tür, hız ve kapasitesinin farklıdır. Uygun öğrenme olanağı sağlandığında herkes öğrenebilir. Öğrenciye kendisi için yabancı olan bir hız, ritim ya da dikkat süresi uygulanırsa, öğrenme çok düşük düzeyde gerçekleşir ya da hiç gerçekleşmez.

          Çoğu kişi lise ve üniversite öğreniminde üst düzey matematiksel bilgileri çeşitli alıştırma ve tekrarlarla öğrenmiştir. Oysa bir matematikçi için bu konuları öğrenmek diye bir şey yoktur, o bu konuları algılar. Birçok müzisyen, sporcu ve dil bilimci için de kendi öğrenme stillerine uygun öğretimle daha iyi öğrenirler.

           Bir çocuğun yeteneğini ve güçlü yanlarını ortaya çıkarmak için öğretmenin rehberliği çok önemlidir. Örneğin Süheyl ve Behsat Uygur kardeşler bugün kendileri gibi tiyatro oyuncusu olan babaları tarafından yönlendirilmeseler bu kadar başarılı olmayabilirlerdi belkide. Öğretmen öğrenciler arasındaki faklılıkları gözeterek eğitim programlarını ve ortamlarını düzenlemelidir. Her öğretmenin ders işleme biçimleri farklıdır. Bazıları ilke ve kavramlara, bazılarıysa uygulamalara; bazıları ezberlemeye, bazılarıysa anlamaya önem verirler. Oysa öğretmenin ders işleme biçimi ile öğrencinin öğrenme stili arasına uyum öğrenmeyi etkilemektedir.  programların merkezinde insan olmalıdır. Eğitim programları ise insan temelli yaklaşımlarına dayandırılarak, öğretimin kişiselleştirilmesi sağlanabilir. Bunun için öğrenen pozisyonundaki insan merkeze alınarak öğretim yöntem ve teknikleri seçilmelidir.

           Öğretmenler çoğu defa, sınav sonuçları ile başarı düzeylerini belirlediği için, öğrencileri sınavlara hazırlayabileceğine inandıkları stratejileri tercih etmektedirler. Bu stratejileri kullanmak öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarına yönelmek yerine, grubun genel ihtiyaçlarına hitap eden ve herkese uyacağı düşünülen tek tip bir öğretimi ele alınmasına yol açmıştır. Özellikle üniversite sınavı gibi kitlesel sınavların yaygın oluşu bu anlayışın sürmesine sebep olmaktadır. Çoğu defa okul ortamında her şey bir noktaya kadar müsaade etmektedir. Peki ya “Siz sürekli  kendinizi geliştirmek için bir öğrenen olarak, bilgi ve beceri düzeyinizi arttırmak ister misiniz?  Öğrenme stiliniz nedir biliyor musunuz?”

          Bir telefon numarasını hatırlamak için, rakamların gözünüzde canlandığını mı, rakamları size söyleyenin sesini mi, yoksa telefonun tuşlarına dokunduğunuzu mu hatırlarsınız? İlk defa kullanacağınız bir elektronik aleti kılavuzunu tüm ayrıntılarıyla okuyarak mı, kılavuza bakmadan direkt düğmelere gelişi güzel basarak mı çalıştırmayı denersiniz? Tüm bu sorular ve buna benzer olan bir çoğu sizin öğrenme stiliniz hakkında ipuçları verecektir. Yani, siz nasıl daha iyi öğreniyorsunuz?

Akıllı Telefonum Öğrenme Aracım: Bilgi Çağı İnsanı Mobil Öğreniyor

            Günümüzde yaşanan teknolojik ve kültürel ilerlemenin temel sebebi, insanın daima bilme ve öğrenme isteğidir. Toprağın işlenmeye başlaması, düşüncelerin sembollerle ifade edildiği ilkyazılar, matbaanın bulunması, sanayi devrimi ve makineleşme, bilimsel araştırma yöntemleri, telekomünikasyon alanındaki devrim, bilgi işlem ve bilgisayar teknolojisindeki ilerlemeler; bilginin gelişmesi bakımında önemli dönüm noktalarındandır.

yeni-bit-eslem-resmi

              Hızlı bilgi artışına yetişmek her geçen gün zorlaşmaktadır. İnsanlığın her 70 senede toplam bilgisi ikiye katlanmaktadır ve insanlığın sahip olduğu bilginin %90’ının son 30 yılda üretilmiştir. İnsanlar  restoranlarda yemek yerken, yolculuklarda, otobüs duraklarında, gelişen çeşitli teknolojik araçlarla sürekli yeni bilgi edinebiliyorlar. Günümüzde bu duruma en iyi örnek yeni piyasaya sürülen mobil internet cihazlarıdır. Bu cihazlarla insanlar internete her saniye yeni eklenen bilgilere ulaşma imkânı buluyorlar.

             Bilgisayarların yaşamın her alanında kullanılmaya başlamasıyla kurum ve kuruluşlar tamamen değişti. Bir gün insanlar okula, işe, alışverişe, hastaneye, doktora, kütüphaneye, mahkemeye vb. gitmeyebilirler. İstedikleri her yerden bilgisayar ve diğeri iletişim araçlarıyla her türlü faaliyete katılabilir hale gelebilirler.

           Bilgi toplumunda insanlar birlikte bir şey öğrenebilmekte ve paylaşabilmektedir. Bu durumu imkânlı hale getiren ise internet ve teknolojinin gücünü kullanan kitle iletişim araçlarıdır. Sosyal paylaşım siteleri ise günümüzde en popüler iletişim araçlarıdır. İnsanlar artık birbirilerinden haber almak için uzaklık engeli ile karşılaşmamaktadır. Dünyanın farklı kıtalarında yaşayan insanlar bile birbirinden birkaç saniye de haber alabilmektedir. Başka insanlarla tanışmak da artık çok hızlı bir şekilde gerçekleşmektedir. İnsan ilişkileri hızlı başlayıp, hızlı gelişmekte ve çoğu defa hızlı tükenmektedir. Kısacası bilgi toplumunda çok yönlü gelişmeye ve bilgi edinmeye yönelik bir insan anlayışı vardır. İnsanın bilgi teknolojilerine uyum sağlaması zorunlu hale gelmiştir. Bilgi toplumunun insanı, bilginin birikimli olma niteliği nedeniyle yaşamı boyunca öğrenmek kendini geliştirmek zorundadır.

           İnsanlığın geldiği son nokta  akıllı telefonlarla istedikleri her türlü bilgiye anında ulaşmak oldu. Arkadaşlarının hayatları, resmi işlemler, ulaşım durumu, merak ettikleri herhangi bir konu ile ilgili her türlü bilgiye anında ulaşabiliyorlar. Bu teknoloji doğru ve kararında kullanılabildiği zaman çok faydalı aslında. Hatta okullarda eğitim aracı olarak bile kullanılabilir. Tablet uygulamaları bunun için bir başlangıç oldu. İnsanların akıllı telefonlarını öğrenme amacıyla kullanması ise bizi mobil öğrenme kavramına götürüyor.

              Mobil öğrenme bir uzaktan eğitim modelidir. E-öğrenmenin bir uzantısı m-öğrenme olarak karşımıza çıkıyor. Okullarda kullanıldığında mekan ve zamandan ekonomi sağlayarak, eğitimde fırsat eşitliğinin de önünü açıyor. Artık yurt  dışında bir kursa katılmak için binlerce mil uzaklıklara gidip orada belli bir süre konaklamak zorunda değilsiniz. Bundan sonraki bilgi teknolojilerinin hangi noktaya gideceği insanı bilim kurgu filmlerindeki fantezilerin gerçekleştireceğine inandırıyor insanı.