Türkçe Konuşabilme ve Yazabilme Becerimiz

İnsan dünyaya geldiği andan itibaren anadilini öğrenmeye başlar. Uzmanlar anadilin öğrenilmesi yerine dil edinimi kavramını kullanırlar. Çünkü bu süreç doğal bir şekilde gerçekleşmektedir. Özellikle 0-6 yaş dönemi dil gelişiminin en hızlı olduğu dönemlerdir. Montessori, çocukların bu yaş dönemini “Emici Zihin” kavramı ile açıklar. Çocuklar bu dönemde çevresinde konuşulanları adeta bir sünger gibi kendi zihnine depolar. Bulunduğu ortamda sürekli aynı şarkıyı dinleyen bir çocuğun günün birinde aniden bu şarkıyı mırıldanması gayet normal bir durumdur.

Erken çocukluk döneminden sonra anadil gelişimi, ülkemizde Türkçe dersleri ile desteklenmektedir. Fakat sadece okul sıralarında alınan derslerle bir kişinin Türkçe’sinin gelişmesi mümkün değildir.  Daha nitelikli bir Türkçe dil becerisi seviyesine ulaşmak okul kapılarının arkasında saklıdır.  Bu durumda Türkçe’nin okul kapılarının arkasında nasıl kullanıldığını bilmek gerek. Elbetteki bir öğrencinin Türkçe’yi ailesi ve yakın çevresinde kullanma fırsatı çok fazla ama sokakta herkesin nitelikli Türkçe konuşabildiğini varsayamayız. Bu yüzden Türkçe’yi geliştirmenin en iyi yollarından biri okumaktır.

Okuma alışkanlığına sahip bir kişi akranlarına göre her zaman çok daha iyi derecede Türkçe konuşabilir ve yazabilir. Türkçe’yi kullanma becerisi yüksek olan kişiler birçok alanda daha başarıdır. Bir matematik veya fizik problemini anlamak bile iyi bir Türkçe dil bilgisini gerektir. Özellikle ünivesite sınavlarında ilk yüzdelik dilime giren öğrencilerin Türkçe testinde ortalamanın çok üstünde başarılı olduklarını göremekteyiz.

Araştırmalara göre, güncel öğretim programlarındaki etkinlik tabanlı öğrenme modellerinin doğru anlaşılmadığı görülmektedir. Bunu en çok yapılandırmacı öğrenme yaklaşımının sınıf içi uygulamalarını inceleyen araştırmalardan görebiliyoruz. Türkçe’ye en çok zarar veren durumlardan birinin burada gizli olduğunu düşünüyorum. Çünkü etkinlikler çoğu defa araç olması gerekirken amaç olarak görüldüğü için öğrencilerin kitap gibi yazılı materyallerden bilgiyi okuması ihmal ediliyor. Öğrenciler bu durumda okuduğu hazır bilgilerden Türkçe’yi kullanarak özgün bilgiler üretemiyorlar.