MEB 2016 Taslak Programları

Türkiye’de eğitim programı ile ilgili ilk büyük çalışma Cumhuriyet’in ilanı ve Tevhid-i Tedrisat kanunu ile 1924 yılında gerçekleştirilmiştir. Tüm öğretim kurumları medreseler, yabancı ve azınlık okulları, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesi altında toplanarak, program üzerinde köklü değişiklikler yapılmıştır.  Laiklik, batıya dönüş ve müsbet bilimler alanlarından önemli yenilikler yapılmıştır.

1578_John__Dewey551

 1924 programının geliştirilmesi sürecinde Türk ve Yabancı uzmanların görüşlerinden yararlanılmıştır. Ünlü eğitimci John Dewey hazırladığı raporda Türk halkının ihtiyaçlarına yönelik program içeriğinin geliştirilmesini ve düzenlenmesini tavsiye eden bir rapor sunmuştur. Rapor, aşırı teorik bilgi yerine günlük hayatın ihtiyaçlarını karşılayan bilgiler verilmesi gerektiğini ifade eder. Programın, gelişigüzel değiştirilmemesi gerektiği  vurgulanır. Uzmanlardan bir diğeri Ömer Buyse, mesleki-teknik eğitim, ziraat okulları programları üzerinde önemle durmuş, tarım okullarına uygulama çiftliklerinin ilave edilmesini önermiştir. Buyse raporunda; meslek okullarından yetişen öğrenciler iyi eğitim aldıkları takdirde iç piyasanın ihtiyacını karşılayabilecekleri gibi ihracat da yapabileceklerini belirtir. Teknik elemana çok ihtiyaç olacağını ve teknik elemanların dünyanın her yerinde iş bulabileceklerini belirtir. Yabancı ülkelerle rekabet ve fiyatların düşürülmesi, teknik çalışma araçlarının geliştirilmesi ve üretimin arttırılması ile mümkün olucağını söyler.

On yıl uygulamada kalan 1926 programında, öğretimin gözleme ve öğrencinin bireysel çalışmasına dayandırılması ilkesi hakimdir. On yıllık bu süreçte, 1930 yılında köy çocuklarını köyün şartlarına ve ihtiyaçlarına göre yetiştirmek için, şehir okulları müfredatının esasları temel olmak suretiyle, “Köy Mektepleri, Müfredat Programı” hazırlanmıştır. Eğitim programlarındaki bu değişikliğin ana sebebi laiklik, batıya dönüş oluşturmuştur.

1948 programında; açıklamalar bölümünde konuların, daim250px-Koyenstituleri_tarla_tarıma insanla olan ilgileri bakımından işleneceği vurgulanmıştır. Bu dönem, öğretmen yetiştiren eğitim enstitülerinin ihtiyaçlarına uygun program düzenlenmiştir. Köy Enstitüleri ile öğretmen okullarının birleştirilmiştir.1948 yılına kadar  kadar uygulanan programların temel felsefesi, yeni yetiştirilecek nesillere cumhuriyet rejimini benimsetmek olmuştur.

1950’lerden sonra masa başında program hazırlama anlayışınının yerini, programlarını geliştirme uygulamaları almıştır. Bu tarihten itibaren programın bir grup okul üzerindeki deneme uygulamalardan elde edilen dönütlere göre tüm okullarda yaygınlaştırılmıştır. 1954’de Türkiye’ye gelen Amerika’lı 25 kişilik öğretmen grubu, ülkenin çeşitli bölgelerinde çalışmalar yapmış ve bu çalışmalar sonucunda “Bolu Köy Deneme Okulları Taslağı”nı hazırlamıştır. 1953-1954 öğretim yılında Bolu ve İstanbul’da pilot uygulaması yapılmıştır. Daha sonra 1954-1955 öğretim yılında Deneme Program Komisyonu tarafından taslak program hazırlanmış ve uygulanmıştır.  Ama daha sonraki yıllarda tüm okullarda yaygınlaştırılmamıştır. Varış’a (1994) göre bu çalışmalar, Türkiye’de program geliştirme çalışmalarının öncüsü sayılmaktadır.

1960 yılı içinde 1948 programlarının ele alınıp düzenlenmesi gündeme gelmiştir. 1961’de, Millî Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerin, eğitim kuruluşlarının 1948 programı hakkındaki eleştirilerini istemiş ve bu eleştirileri Talim ve Terbiye Kurulu ile işbirliği yaparak uygulayıcı ve uzmandan meydana gelen bir komisyona inceletmiştir. Bu rapora dayanarak, 1962’de köy ve şehir okullarında çalışan öğretmenlerinden ilkokul müdürü, millî eğitim müdürü, ilköğretim müfettişi, ortaokul ve öğretmen okulu öğretmenleri ile okul-aile birliği temsilcilerinden ve uzmanlardan oluşan bir komisyon “Ön Program Taslağını” hazırlamıştır. Ön Program Taslağı, daha sonra uygulayıcı ve uzmanlardan oluşan bir komisyon tarafından incelenerek son şeklini almıştır. 1962 Program Taslağı, Talim ve Terbiye Kurulu’nca incelenmiş ve uygulamaya konulmuştur. Taslak, yaşantı ve denemelere dayanan bir programdır. Taslak, öğrencilere demokratik bir yaşayış düzeni içinde ihtiyacı olan bilgi, tavır, beceri ve alışkanlıkları kazandırmayı amaçlamaktadır. Altı öğretim yılı süren “1962 Program Taslağı” uygulaması Başkanlıkça takip ve kontrol edilip değerlendirilmiş ve bu değerlendirmeler doğrultusunda Bakanlıkta uygulayıcı, yönetici, eğitimci ve uzmanlardan oluşan bir komisyonca geliştirilmiş bir program halini almış, “1968 İlkokul Programı” olarak kabul edilmiştir.1968 programının amaçları özetle şunlardır:

  • Öğrenciler millî ülkülere uygun nitelikte eğitilmelidir.
  • Her öğrenciye gücünün yettiği nispette gerekli bilgi, beceri, tavır ve alışkanlıkları kazandırılmalıdır.
  • Öğrencilere inceleme, araştırma, bilimsel düşünme ve öğrenme yolları kavratılmalıdır.
  • Öğrencilerin öğrendiklerini yeni durumlara uygulama gücünü geliştirerek, çevresine uyumlu ve etkili bir şekilde yaşaması sağlanılmalıdır. Bu bakımdan; çocuğa gereksiz bilgiler vermek yerine, kendi kendine etkin olması sağlanmalıdır.
  • Öğrencilere gerekli rehberlik yapılmak suretiyle eğitim amaçlarına uygun davranışların kazandırılmasına çalışılmalıdır.

1968 programında beş madde halinde ortaya konulan amaçlar 1992 programında yirmiiki maddeye çıkarılmıştır. Bu programda amaçlar, program geliştirme tekniğine özen gösterilerek hazırlanmıştır. Bilişsel alanın bilgi ve kavrama basamağı ile sınırlı kalmış, analiz, sentez gibi davranışlara önem verilmemiştir.

2000 yılı ilköğretim programının amacı, öğretmen merkezli eğitimi kaldırıp öğrenciyi ezbercilikten kurtarmak, aktif katılımıyla onu düşünmeye, gözlem yapmaya, araştırmaya, sorgulamaya, günlük yaşamla ilişki kurmaya, sorunlarını bilimsel yöntemlerle çözmeye yönlendirmektir.

2004 programında eğitimdeki yeni yaklaşımlar hakimdir. Öğretmenin rolünde değişiklikler olmuştur.  Program öğretmenin derse hazırlık sürecini ayrıntılı yapmayı gerektirmiştir. Daha sonra bu program, 4+4+4 sisteminin gelmesinde sonra ise öğretim programı 2012 yılından itibaren revize edilmiştir.

2017 yılında 2023 hedefleri doğrultusunda 53 farklı dersin taslak programı hazırlanmıştır. Kamuoyunun görüşlerine sunulmuştur. 2017-2018´deki yeni hazırlanan programların 1,5 ve 9. sınıflardan itibaren uygulanmaya başlanacaktır.

2017 taslak programında,  konu yükü azaltılmış, beşinci sınıflara yabancı dil hazırlık sınıfı konulması planlanmış, Fen, Matematik, Teknoloji ve mühendislik bilimlerinin birleştirilmiş bir eğitimi olan STEM programı örnek alınmıştır, ilkokullarda kodlama dersine yer verilmiş, PISA ve TIMSS gibi uluslararası sınavların içeriğinden yararlanılmıştır.

Türkiye’de programlarla ilgili araştırmalar incelendiğinde bugüne kadar birçok ciddi girişlerde bulunulduğu görülmektedir. Son dönemlerdeki programlarda öğrencinin merkeze alındığı aktif öğrenme yaklaşımlarını basılı halindeyken iyi bir şekilde planlandığı görülmektedir. Fakat araştırmalara göre programlar uygulamaya geçtiğinde öğrenci merkezli eğitim kültürünün tam olarak benimsenmediği görülmektedir. Programlar öğrencilerin üst zihinsel beceriler edinmeyi amaçlasa da; LYS, TEOG gibi ulusal sınavlardan ötürü bilgi, kavrama düzeylerindeki öğrenmelerin üzerine çıkılabilmesi halen muallaktadır. 2016 taslak programlarının hayata geçtiğinde bu sorunlara çözüm getirecek uygulamalara da vesile olması umudunu taşımaktayım.

Kaynakça

1996 Milli Eğitimde Yabancı Uzman Raporları

MEB Programları

Tok, G (2003). Türkiye de program geliştirme çalışmaları, Milli Eğitim Dergisi

Varış, F. (1994) Program Geliştirmede Teori ve Uygulamalar

Fotoğrafların kaynağı:

https://tr.wikipedia.org

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir